Hayallerinizi Siz Yıkın!

Hayallerinizi Siz Yıkın!

Onun ne hayalleri vardı! Hayal demek haksızlıktı; hayalden öte hakkıydı. Hem istediği her şeyi yapacak; hem de istemediği hiçbir şeyi yapmayacaktı. Hatta kendisine engel olan babası olsa da dinlemeyecekti. Kendi kendine “ Hem hayat benim hayatım kim karışabilir ki?” diye düşünüyordu. İlköğretimden mezun oldu günün gecesi…

Okumanın, okul bitirmenin istediği gibi yaşamayı sağlamadan başka ne anlamı olabilirdi ki? “Hem istediğimi yapamayacaksam neden bunca zorluğa katlanacağım!” diye kendi kendine kızdı. Artık, abla olmuştu. Tüm ablaları gibi makyaj yapabilecekti. Yedinci sınıfa giderken annesine “ makyaj yapabilir miyim?” dediğinde annesinin “sen daha çocuksun, ben de ilk makyajımı liseye başladığımda yapmıştım ” dediğini hatırlayıp güldü…

Herkesin anlattığı, ilkokula başlama heyecanı kendisinde hiç olmamıştı belki diğerlerinde de… Ama hangi liseye gideceğini bilmese de liseye gideceği ilk günün heyecanı daha ilk günden kalbine vurmuştu. Her öğrenciye sorulan “hangi liseyi istiyorsun?” sorusunun cevabı olan Fen Lisesi üzerine kurulmuş hayali bile yoktu. Kendi kendine “makyaj yapabileceğim bir lise olsun yeter “deyip güldü…

Geçmek bilmez sandığı günler geçip gitmiş; beklediği gün gelmişti. Sabah olmuştu ama korktuğu olmamıştı. Babasının aklından geçen okula değil kendisinin hayallerini süsleyen okulun bahçesindeydi. Hayallerine sımsıkı sarılsa da hayalleri bir kez daha yıkıldı; çünkü burada da sıra vardı. Sırada duranlardan kimseyi tanımıyordu. Kimse de kendisini tanımıyordu. Çalan zil ile birlikte tanımadığı insanlar; tanımadıkları yerlere doğru uzaklaşıyorlardı.O da uzaklaştı…

Ve Ders Başlar..

İlk dersin zili çalmıştı. Ders matematik olsa da derse “Çocuklar ben matematikten anlamam” diyen bir öğretmen girdi. Anlamadığı sınıfı defalarca saymasından belli oluyordu. Öğretmen “Gençler, öğretmenler her sınıftaki herkesi saysalar da biliyorum ki; öğrenciler öğretmenleri saymazlar hatta öğretmenleri saymayı ayıp sayarlar” deyince öğrenciler, tuhaf tuhaf gördükleri tuhaflığa bakıyorlardı.

Öğrencilerin tuhaf bakışları arasında “Gençler artık siz büyüdünüz değil mi?” cümlesinden sonra hepsi bekledikleri cümleyi bulmuş insan gibi tebessüm etmeye başladılar. Öğretmen “ Evet, gençler artık cehennemin sizi kabul edeceği yaşa geldiniz!” deyince herkes tuhaf tuhaf birbirlerine baktı. Öğretmen birden, aklına bir şey gelmiş biri gibi “Kimler cennete gitmek istiyor?” deyip; fırsat vermeden “ Anladım kimse gitmek istemiyor. Kimse parmak kaldırmadığına göre” deyince sınıfın hepsi parmaklarını havaya kaldırdı. Öğretmen şaşırmış şekilde sınıfa bakıp “Gençler, neden hepinizin elleri havada ?” deyince. Sınıftakiler hep bir ağızdan “Cennete gitmek için” dediler. Öğretmen “Parmak kaldırarak cennete gidileceği hiç aklıma gelmemişti?” deyince sınıftakiler bir birlerine baktılar… Kaldılar…
Sonra, öğretmen tekrar sordu “Kimler cehennemden korkuyor?” der demez; hepsinin parmakları havadaydı. Sonra herkes bir birinin parmaklarından bir birlerine baktılar. Öğretmen sınıfa döndü bu günlük bu kadar yeter; ama bir daha ne zaman boş dersinize girerim bilemem. Size bir ödev vermek istiyorum. Ödev konusu söylüyorum “Giysiler cehenneme gider mi? Cehenneme giden giysileri ateş yakar mı?” Lütfen buna cevap verirken cehenneme sadece giysilerin gideceğini; kendinizin gitmeyeceğini düşünerek ödevinizi hazırlayın…

Cennet için çalışan var mı?

Öğretmen sınıfa döndü “Cennet için çalışan var mı?” sorusundan sonra sınıfta tek kalkan parmak öğretmene aitti… Öğrenciler yine birbirlerine baktılar. Öğrencilerden biri kendi kendine “Makyajla cennete gidilir mi? Ya cenneti tercih etmeliyim ya da makyajı” diye düşünürken sınıfta sessizliği bozan bir “Cennete gitmek istiyorum!” sesi duyuldu. Öğretmen, sesin sahibine baktı ve sınıfa tebessüm ederek “Gençler bu güne kadar hayallerinizi hep başkaları yıktı.Siz üzüldünüz… Bu sefer hayallerinizi kendiniz yıkın ve sevinen siz olun. Bu güne kadar kurduğunuz hayallerinizi yıkın; altından cennet çıkacak! Ben de hayallerimi liseye başladığım ilk gün yıkmıştım.”

“ Gençler, Cenneti hayallerinizin altına değil hayallerinizin üstüne yerleştirin”

Er

Ercan Harmancı

Total Number of Words: 732

Total Reading Time: 3 minutes 40 seconds

Beğen  2
Yazar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir