Medya Dokunulmazlık İstiyor(!)

Medya Dokunulmazlık İstiyor(!)

Selamı kelama bağlayıp hemen bir soru soralım… Neden dış güçler ve iç mihraklar sürekli “Türkiye’de Medya Özgürlüğü” ağıdı yakar? Bu ağıt yakanlar ne kaybettiler ki bir yerleri yırtılırcasına “Polyglot Mode” bildikleri hatta bilmedikleri ne kadar dil varsa işte o kadar yırtınıp dururlar. Bu yazının başlığı “Medya Dokunulmazlık İstiyor” olsun.

Türkiye’de Özgürlüğü elinden alınan basın sayfalarda olanlar mı yoksa ekranlar da olan basın mı? Özgürlüğün merkez üssü olarak servis edilip pazarlanan ülkelerde medya ne kadar Özgür… Ya da ne kadar dokunulmaz? İşte asıl gizlenen niyet bu soruda saklı… Medya ne istiyor? Medya Dokunulmazlık İstiyor… Dokunulmaz olmak… Hesap vermemek… Ve istediğini söylemek ve hatta gerekirse istediğini yapmak… Yoksa medya tanrılığını ilan etti de haberimiz mi yok?

Bir insan neden dokunulmaz olmak ister? Dünya üzerinde ne kadar dokunulmaz olmak isteyen varsa hiç biri ne masumdur ne de makbuldür… İnsan hata, yanlış hatta ihanet ile kaim olagelmiştir… O zaman kimse hatasını, yanlışını hatta ihanetini “Dokunulmazlık” ile kapatılsın isteme hakkına sahip değildir.

Bir insan neden dokunulmaz olmak ister?

Türkiye’de ülkemizde sürekli içine üflenilen bir balon var “Basın Özgürlüğü” üfleyenler de biliyor bir gün üfledikleri patlayacak sadece o sesi duymak için var güçleriyle millisi ve ecnebisi sürekli üfleyip duruyor…

Türkiye’de basın istediğini yazıp, söyleyemiyormuş o zaman neden rasyonel hukukun denetiminde bir adli süreç yaşıyorsunuz? Türkiye’de söylediklerinizi mesela İngiltere’de söyleyebilir misiniz? Siz hiçbir İngiliz’in köşesine “Kraliçe zalim, Kraliçeye ölüm… Kraliçe hırsız… Kraliçe hesap ver!” diye yazıldığına şahit oldunuz mu?

Madem bu kadar özgürlükten yanasınız insanlara zulmedenleri sayfa ya da ekranlarınıza taşıyorsunuz… Buyurun özgürlüğü bir de orada deneyin… Burada ne medya hukukuna ne medya etiğine uygun olmayan yazdıklarınızın en hafifini onların medyasında deneyin…

Soluğu alacağınız ya da soluk alamayacağınız yerleri bildiğiniz için sukut ediyor… Üç maymunu oynuyorsunuz…

Hangi Avrupa ya da bir başka ultra gelişmiş özgürlükler ülkesinde Hristiyanlığa ya da İsa (as) küfür ne hakaret edildiğine şahit oldunuz? ya da kaç Avrupalı gazeteci bunu özgürlük olarak talep etti?

Türkiye’de basın o kadar özgür ki daha fazla özgürlük tanınırsa… Aslında basının istediği özgürlük falan değil… İstemedikleri kadar özgürler… Hatta şunu da gördüler yazarız, söyleriz sonra “Şaka yaptım” “Alkollüydüm” “Beni yanlış anladınız” “Benim zaten ruh sağlığım yerinde değil, lütfen üzerime gelmeyin” sihirli cümlelerle suç olanların bile cezasız kaldığını görünce… Tabiri caizse özgürlüğün dibine vuruyorlar…

Kimide aynen öyle diyor sövmek, hakaret etmek benim inancımdan ve ben bunu ibadet olarak yapıyorum! Ben “Sövme ve Hakaret Tanrısına” inanıyorum o nedenle benim bu hakkım anayasa ile garanti altına alınmıştır…

Kıyaslamaya şuradan başlayalım…

Basın özgürlüğümüz elimizden alınıyor ağıtını bir kendi isteklerine ulaşamadıkları için bir söylüyorlar bu basit ve adi bir taleptir. Bir de başkalarının kendilerine verdikleri görevlerini yapabilmek için onların avukatlarının kulaklarını fısıldadıklarını papağan gibi dile getirip tekrar edip duruyorlar…

Türkiye,kâğıt ve ekran düzleminde düşüncelerin en çok dile getirilebildiği ülkelerin başında geliyor… Kıyaslamaya şuradan başlayalım… Amerika demokrasinin merkez üssü; özgürlüklerin başkenti ama asırlardır iki hayvanın sözü geçer “Fil” ve “Eşek” …Şimdi diğer hayvanlar isyan etse haksız mı? Diğer hayvanların neden söz hakkı yok?

Ülkemizde ise biraz abartarak Amerikan’ın devlet başkanlarının sayısı kadar siyasi parti çeşidi vardır! Kafalarına yatsa hesaplarına uysa utanmadan iki partili ülke  “Türkiye’de demokrasi yok!” diyerek demokrasi ihracatı yapacak…

Ülkede  “Diktatör(!)” varmış; Mr  siz ne isterdiniz  “Palyaço mu”  ya da “Quiet Models” mi hangisi? Siz de ne var korkuluk mu? Bir tarafta düşüncesini beğenmediğini söyleyen medyayı devlet başkanlığına sokmayan biri… Diğer yan da  rasyonel  hukuka göre  şahsına işlenmiş suç için adli bir süreç başlatan biri… Türkiye’de basın o kadar özgür ki … İyi ki Mr Trump Türkiye’nin başında değil…

Biliyorum bu ülkenin medyasında İsrail keferesi Netanyahu’yu kendi tabirleri ile “Diktatöre”  değişecek çok kişi bile olmayan şey var… Basın haddini bilmelidir… Haddini bilmeyene had bildirilmelidir… Ki bu “Siyaset Sosyoloji” tavsiyesidir…

Medya olarak gazeteci olarak istediklerini yapamıyorlarsa politikacı olarak ortaya çıkarlar ve devleti yönetmeye talip olurlar o zaman devleti halkın izin verdiği kadar dilediği gibi yönetirler… Basın mısın devlet mi önce kimliğini ortaya koy… Geçerli kimliğin yok anlaşıldı ajansın… Araştır zaten küresel olarak ülkelerin yarıdan fazlasında “Basın Özgürlüğümüz Yok!” ağıtı yakanların tamamı ajandır…

Hiçbir dünya ülkesinde hiçbir gazeteci ya da medya mensubu içinden geçen ifrazatı çıkarmasına izin verilmez… Hatta bu gelişmiş ülkeler için ise “Online” olarak klavyenden dilediğin tuşa basabilirsin ama ekranda buna izin verilmez…

Sen gazeteci olmadığın gibi…

Oysa sen ne yapıyorsun sabahtan akşama binlerce paylaşım ve o paylaşımları birilerinin sponsorluğunda organik olmayan servisi… Öncelikle bu toplumun inancına hakaret ediyorsun, aşağılıyorsun, hatta küfür ediyorsun… Bu toplumun Cumhurbaşkanına en iğrenç iftiraları atıyorsun olmadı ölümle tehdit ediyorsun… Beğenmediğin yaşam tarzlarına yaşam hakkı tanınmasın diye organize edip muhiplerini ve tahrik ediyorsun… Sonra ülkede basın özgürlüğü yok… Evet, böyle bir özgürlük olamaz bu olsa olsa basın hadsizliği ve aymazlığı olur…

Sen basın olmadığın gibi küresel bir takım şeytan federasyonlarının temsilcisisin… Sen gazeteci olmadığın gibi…

Basın özgürlüğü yok ile başlayan ülkeler için hedeflenenlerden ilki toplumsal çatışma ve bu çatışma üzerinden rejim ve iktidar dizaynıdır… Fakat paralı kalemlerin küresel akıl hocaları bir noktayı atlıyor… Halkın istediğini özgürce dile getirebiliyor ise neden basın düşünceleri dile getiremiyorsa bu onların mesleki yeterlilikleri ile ilgilidir.

Düşünün toplumda bir vatandaş yoldan geçen Cumhurbaşkanına bir cümle kuruyor ve hemen pencere açılıp hitapta bulunan kişi davet ediliyor… Vizyon olarak değil samimi şekilde halkı ile iç içe olan kaç Cumhurbaşkanı vardır? Çay hazır mı?

Kısacası bu ülkede basın özgür olmamalı çünkü onların özgürlük adı altında istedikleri… Hadsizlik…

Basın, köşe yazarları ya da sürekli o ekran bu ekran dolaşanlar ağzından çıkan her cümlenin hesabını kanunlar ve toplumsal vicdan karşısında hesabını vermelidir…

Basın artık birilerinin yanlışını, ihanetini ve de ahlaksızlığını dile getirdiği kadar biraz da kendi ahlaksızlığını dile getirip köşesine taşımalıdır…

Ekranların karşısında ya da köşelerinde en dürüstü oynayanlar birazda program sonrası yaptıkları yaramazlıkları medya patronları ifşa etmeden kendileri anlatsalar da biz de “Evet, lennn harbi adam mışsın!” desek nasıl olur…

Basın yeteri kadar özgür; önüne gene iftira atıyor, hakaret ediyor hatta tehdit ediyor; önüne gelene sataşıyor ve önüne gelene yalan söylüyor… Sadece hesap vermiyor kısacası Medya Dokunulmazlık İstiyor

İstisnaları yok mu olmaz mı? İstisna olanlara kaleminden ekmek yerken “Acaba yazdıklarım ya da söylediklerim sebebiyle bir kulun hakkına girdim mi?” diye soran rahatsızlık duyup ve helallik peşine düşenlere selam olsun…

Medya ve İletişimci

Ercan Harmancı

ercanharmanci@hotmail.com

Total Number of Words: 1422

Total Reading Time: 7 minutes 7 seconds

Beğen  
Yazar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir