Sistem Böyle Kardeşim! Fulbright

Sistem Böyle Kardeşim!  Fulbright

Selamı kelama bağlayıp “Toplumu, hatta toplumları, kandırmak; insanları kandırmaktan daha kolaydır!” dedikten sonra biraz birlikte düşünelim ne dersiniz? Haklı olarak bir kişiyi kandırmak zorsa milyonları kandırmak nasıl kolay olabilir bu sizce mantıklı mı? Benim doğrusu mantıkla aram pek yok… Biliyorum ki insanlar toplumları kandırırken hep mantıklı cümleler kurarak kandırıyor. Bir cümle  “Sistem böyle kardeşim! Fulbright”

Kişilerin mantıklı cümleleri nasıl bir zihinsel süreçten geçiyor bilmiyorum en mantıklı cümleler asla itiraz edilemeyen hurafeye dönüşüveriyor… Aslında insanlar değil ama toplumlar hurafeler ile yaşamayı seviyor. İlk ve öncelikli gerekçe; hurafe insanı sorumluluktan kurtarıyor… “Sistem böyle kardeşim!Fulbright” dediğiniz an mağdurlar da zalimler de kendilerini temize çıkarıyor.

Hele ki bu sistem “Eğitim Sistemi” ise işte o zaman yapacak bir şey yok… Eğitim bir toplumun namusudur! Ve bir topluma düşmanlık edenlerin ilk dokunmak istediği de o toplumun namusuna dokunmak olur! Bir toplum diğer toplumun kendine benzemesini ister! Bu toplumsal bir sosyal gerçekliktir… Ben gibi yaşamazsan ben de istediğin gibi yaşamana asla izin vermem!

Eğitim ve Öğretim kelimeleri büyük harfe yazılsa da hatta “Eğitim” kelimesi  “Öğretim” kelimesinden önce gelse de okullar hep öğretim eksenlidir! Bizim toplumumuz 1980’li yıllardan sonra neslin eğitiminin ağır bedel istediği için sürekli öğrenmeyi önceledi. Kişileri ve toplumları eğitmek aynı zamanda bedel isteyen bir durumdur.

Eğitim demek aslında o toplumun günlük hayatını inandıkları gibi yaşamak demektir. Din olmadan eğitim olması, güneş olmadan gündüz olması gibidir… İmkân dâhilinde değildir. Şuan dünyada gelişmiş ülkelerin okullarında din olmazsa olmazdır! Gelişmiş ülkelerin en çok dinlenenleri olan din adamlarının tavsiyelerinden sonra genellikle “I understand”  “I agree” cümleleri kurulur. Çünkü gelişmiş ülkelerde din hayata karışamaz değildir… Bu ilke ya gelişmemiş ya da gelişmesi tehlikeli ülkeler için geçerlidir…

Okumak İçin Zamanın Var mı?  Cinsiyet Ayrımcılığı Silahı (!)

Haç nasıl yasak olur kardeşim…

Haç’ın yasak olduğu giremediği tek okul yoktur… Rahibin karşılanmadığı tek okul yoktur. Toplumda istisnalar her zaman elbette vardır. İstisnalar sosyal gerçeği değiştirmez! Gelişmiş ülkelerde bir emir ve yasağın “İncil” de olması daha önceliklidir. Okullardaki bir uygulama “İncil” de yoksa okulda da olmamasını istemek erdemdir.

Okulların kısacası “Milli Eğitim” in en temel işlevi dini hayattan uzaklaştırma üzerine kuruludur. Bu kişisel bir düşünce değil tarihsel bir gerçekliktir. Dil devrimleri toplumun dilini değiştirmenin örtük mesajı toplumun inanç dünyasını değiştirme girişimidir. Dünyadaki en gelişmişinden en ilkeline kadar dili değiştirerek toplumu değiştirme örnekleri bir elin parmakları kadardır.

Dili değiştirmek toplumun mirasıyla bağını koparmak demektir. Bir toplumu yozlaştırmak kişilerin dil üzerinden inancıyla bağını koparmaktır. Bir toplumun dilini değiştirmek binlerce yıllık zenginlik ve birikimini bir kalemde silip atmaktır.

Dünya üzerinde parmakla sayılı ülkelerde bir dil zorla öğretilmiş ya da zor kullanarak bir dil engellenmiştir. Dil ile kültür ayrı ayrı işleve sahip değildir. Baskın olan dil kültürü şekillendirir!

Dünya üzerinde İngilizce dili lingustik açıdan yalnızca bir dil öğretimi ya da ikinci bir dil kazanma değildir. Bir toplumsal yabancılaştırma ve asimile aracıdır. Bugün öğrenci, öğretmen hatta akademisyenlere sorulsa “Çok iyi bir İngilizce mi konuşmak istersin yoksa çok iyi bir Türkçe mi?” istisnaların dışında cevap “Çok iyi bir İngilizce” olacaktır. Bu çok önemli bir göstergedir.

İkinci olmazsa olmaz  “Okuma Metinleri”  en etkili ikinci araçtır. Dünyanın düşüncesini değiştiren, toplumları asimile eden okumak metinleri olmuştur. Okuma metinleri bir toplumu bir silahtan daha hızlı öldüremez ama okuma metni ile öldürülen toplum artık size karşı silah kullanamaz. Hindistan’daki İngiliz hayranlığı okudukları metinler sebebiyledir…

Okumak İçin Zamanın Var mı?  Cinsiyet Ayrımcılığı Sorunuza Mr Papa Cevap Verecek…

Eğitim Sistemi düzelmez! Neden kardeşim? Bilmiyor musun 1949 yılından biri Fulbright Komisyonuna göre eğitim veriyoruz… Evet, işte bir eğitim hurafesi… Güzel kardeşim dediğin komisyona üye 150’den fazla ülke var! Ve artık o komisyonun formel olarak burs vermenin ötesinde etkin bir işlevi yok… O komisyon bir Lozan Antlaşması da değil ki bitmesini bekleyelim…

Fulbright Komisyonu’nun sınıfa etkisi var mı yok? Fulbright Komisyonu tıpkı “Trafik Canavarı” gibi adı var ama ortadan kaldıramazsınız çünkü insanlar zihinlerindeki kavramları ortadan kaldırılamayacağına inandıklarında onun gerçekte olup olmadığını sorgulamazlar!

Fulbright Komisyonu bizim “Eğitim Sistemimizi” değil eğitimde karar alıcıları hedef alır. İsteklerini onlara yaptırmaya çalışır bunun için küresel eşantiyonlar bağışlar… Yapmak istediklerini yaptırırlar… Fulbright Komisyonu alışılmış ya da öğrenilmiş çaresizlik sendromudur.1994 yılından buyana neden ING Bank Yönetim Kurulu Başkanı bu komisyonun başındadır…Eğitime etkisi sıfır ama üst düzey bürokratlara etkisi tartışılmaz derecededir…

Okulllarda öğretmenler bir kere kültürel asimilasyona uğradığı için zaten okutturulan okuma metinleri ya da tavsiye edilen kitaplar Fulbright Komisyonu’nun beklentisinin ötesinde onlara cevap vermektedir.

Öğretmenin ya da okul idaresinin etkin ya da söz sahibi olduğu olan “Öğretim” alanıdır. Bu alanın belirleyicisi veli olamaz. Lakin öğretimde kullanılacak motif ve kodları da öğretmen belirleyemez şayet sürekli dillendirilen “Öğrenci Merkezli Öğretim” esas alınıyorsa öğrenme araçları da öğrencinin ya da öğrencinin ailesinin inanç ve toplumsal değerlerine göre seçilmelidir.

Haydin bir sözleşme imzalayalım

Öğretmen okul hatta eğitim bakanlığı bile öğrenciye bir okuma metnini ya da edebi bir eseri okumaya zorlayamaz; zorlarsa bu uluslararası hukuka göre suçtur. Bir toplum düzelecekse de ya da bozulacaksa da öncelikli olan o toplumun gençlerinin ve de çocuklarının okuduklarıdır… Aslında okullarda okutulan (Kan ,Karanlık ve Şehvet) kodlamalı eserlerin bu kadar okunmasına ve okutturulmasına rağmen yine iyi durumdayız… Kim bilir kimin duasıdır…

Okumak İçin Zamanın Var mı?  Cinsiyet Ayrımcılığı Projesi Nedir?

Okul, öğretmen ve öğrenci velisi arasında mutlaka öğrenciye okutturulacak okuma metinleri ya da tavsiye edilen edebi eserler hakkında bilgilendirilme yapılmalı ve bu bilgilendirme karşılıklı sorumluluk paylaşımı için sözleşmeye dökülmelidir.

Nasıl bir bedenin sağlığı ya da hastalıktan iyileşmesi öncelikle yedikleri ve içtikleri ile doğrudan ilişkili ise bir toplumun eğitimi de öğrencilerin okudukları ve öğretmenlerin okutturdukları ile doğrudan etkilidir.

“Sistem böyle kardeşim” demek… Ben bu durumdan rahatsızım ama rahatımın da kaçmasını istemiyorum… Sistem böyle kardeşim… Burada bana düşen bir şey yok ki ben bir şey yapayım… Evet, sorumluluktan kaçmak mı istiyorsunuz size harika bir telkinim cümlem var… Gün içinde sürekli “Sistem böyle kardeşim!”  deyin ve arkanıza yaslanın… Yaslanmak için koltuk mu? Anladım söz sonraki yazımda sizin için ergonomik ve estetik bir koltuk arayışına gireceğim…

Muhreç Öğretmen

Ercan Harmancı

ercanharmanci@hotmail.com

Beğen  3
Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir