Yok Böyle Kopya Çekmek!

Yok Böyle Kopya Çekmek!

Yıl 1987 ve ben hala ortaokul birinci sınıftayım. Çoğu öğretmene göre ben ilkokulu ya bitirir ya da bitiremezdim. Gerçi bu zümre kararı değildi ama ortak bir karardı. Tek yaptığım etkinlik tek başına kitap okumaktı(!) O yıllarda benim için oyun oynamak ya da arkadaşlara şaka yapmak daha keşfedilmemişti. Zaten şaka yapacak kadar arkadaşları da tanımıyordum her ne kadar beş yıldır aynı sınıfta olsak da… Hiç kopya çekmedin mi demeyin! Çektim, hem de öyle gizli saklı falan değil. O zamanlar bilmiyordum kopyanın gizli çekildiğini

Matematik dersi var ya, işte o dersten 17 yıllık öğrenim hayatım boyunca aldığım en yüksek not 65 ti. Nasıl geçtin ya demeyin! Karıştırmayın orasını. Bakın anlatmam ilk kopyayı nasıl çektiğimi. O zaman dinleyin

Bir saat sonra yazılıya gireceğiz yazılıya girmeden bir saat önce ben kopya kavramını duydum yani kitaba ya da deftere bakıp yazıyormuşsun. Ben de duyar duymaz çekmeye karar verdim. Masanın gözünden 1987 yılında komisyon tarafından hazırlanmış matematik kitabını çıkardım. Kitabın ilk sayfasından başladım çevirmeye. Ama öğretmen soruyu öyle bir yerden sormuş ki taaa 72. sayfadan neyse buldum o sayfayı. Baktım kitaptaki sorunun aynı. Hemen başladım yazmaya. Sağımdakiler solumdakiler gülüyorlar. İlk defa iyi ve zor bir şeyi başardığımı sanarak devam ettim. Öğretmen hariç herkes bana bakıyordu. Öğretmense masada uyumasa da uyuyormuş gibi yapıyordu.

Orada bir kopya çeken mi var!

Tabii ben sınavı bitirdim. Öğretmeni uyandırdım ve yazılı kağıdımı verdim. Zil çaldı. Zil çalıncaya kadar her şey yolundaydı. Sınıfta bir öğrenci vardı. Öğrenci anasının gözüydü. O, bana göre iyi çocuk değildi. Çünkü o bir şey söyleyince beni hep ağlatırdı. Yanıma geldi“sen kopya çektin sınavda ”dedi. Bende muzaffer komutan edasıyla Evet, çektim hem de 72. sayfadan dedim. Seni disipline verecekler dedi. Disiplin hiç duymamıştım. Disiplin ne dedim? Disipline giden öğrenciyi okulun bodrumuna kapatırlar hiç ekmek su vermezler sonra öğretmeler gelir sırasıyla döverler dedi. Ama dedi disipline gideceğini kimseye söyleme dedi. O sözünü bitirmeden ben başladım ağlamaya. Ağlama ki ne ağlama. Okulda tüm derslerde ağladığım yetmemiş gibi evde de ağladım.

Ne oldu, kim ne yaptı?

Ağlaya ağlaya kapıdan içeri girdim. Bizimkiler hep bir ağızdan “ne oldu, kim ne yaptı” dediler. Ama söyler miyim söylemedim. Devam ettim ağlamaya. Babam eve gelinceye kadar kimseye bir şey söylemeden ağladım. Babam eve geldi ilk sorduğu “Ne zırlıyor ” dedi. Babama bir şey yok demek kolay değildi. Yine ağlaya ağlaya “beni okula kapatacaklar ekmek, su vermeyeceklermiş” dedim. Babam “ seni oraya niçin kapatacaklarmış”dedi. Kopya çektim diyebildim. Ben ağladıkça babam gülüyordu. Hiç unutmuyorum babam bana o gün ardı ardına “Vay benim akıllı oğlum”dedi durdu. Demek ki kopya çekmenin adamı akıllandırdığını o zaman anladım. Okulun bodrumuna da kapatmadılar. Hatta ne oldu biliyor musunuz? Matematik öğretmenim beni evine yemeğe götürdü.

İnanmak zor olsa da ben ilk kopyamı böyle çektim. Sizde anlatsanıza nasıl çektiniz. Kopya çektikten sonra sizin öğretmende sizi yemeğe götürdü mü?

Bilgi Aktivasyon Uzmanı
Ercan HARMANCI

122total visits,2visits today

Beğen  1
Yazar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir