Cinsiyet Ayrımcılığı Silahı (!)

Cinsiyet Ayrımcılığı Silahı (!)

 

Allah’ın adıyla diyerek aşağıdaki soruyu sormuş oldum…

“Cinsiyet Ayrımcılığı Silahı”  ; o da ne mi?

Cinsiyet Ayrımcılığı kavramı ilginçtir karı ile koca için aileler üzerinden değil de… Okullar ve öğrenciler üzerinden kullanılması bir rastlantımıdır? Okullarda “Cinsiyet Ayrımcılığı” gündemli etkinlikler neden durup dururken bir anda birilerinin aklına geliverdi? Kadın ve erkek arasındaki farklılıklar ya da bir birlerine karşı yaptıkları haksızlıklar insanlık kadar eski bir sosyal olay neden şimdi gündem oldu?

Karma Eğitim insanların zihninde meşruluk kazanınca aslında Karma Eğitim’in bir üst leveline çıkılacak… Artık birileri cinsel tercihlerini erkek ve kadının dışında yapmışsa bunları dışlamayacaksınız… LGBTIQ tercihinde bulunan bir öğretmenin de öğretmenlik hakkına saygı duyacaksınız denilecek… “Eğitim herkesin hakkı değildir. Herkese aynı eğitim verilemez, herkes aynı eğitimi almaya zorlanamaz ama öğretim, isteyen herkesin hakkıdır! Ve herkese aynı öğretim verilebilinir!” bu ayrımı yapmak zorunda kalmadan bir an evvel bu ayrım yapılıp gerekli çalışmalar başlatılması temennisiyle

Komployo  bakar mısınız?

Okuyunca komplo gibi düşüneceğiniz bir cümle daha… 2013 yılından sonra özellikle “İmam Hatip” okullarında Rahmani ve Nebevi olanların bilim ve pozitivizm ile baskılanması projesi başarılı oldu mu? Oldu! Artık temel misyonu İslam dinini anlatacak imamlar yetiştirmek olan bu okullar proje yarışına girdi… Bu okullarda bilim adamı yetişmesine karşı mıyız? Daha akıl sağlığımızı yitirmedik! Fakat önemli olan birçok hedef öncelikli olan tek hedefin yerini almışsa elbette o önemli olan hedeflere karşı çıkılır! Belki farkında olmadan kurumsal körlük ile yanlışlar yapılıyor ama ortada büyük belki ilerde telafisi mümkün olmayan bu “Cinsiyet Ayrımcılığı” kavramından tüm kurumlar vazgeçmelidir… Bunun için ne yapılabilir?

Eğitim ve öğretim kavramı insanlık kadar eski bir kavramdır. Yeryüzünün tek eğiticisi vardır tartışmasız o da Allah Rasulü Muhammed aleyhisselamdır. Kabul etmeyen imanını sorgulasın. Muhammed’in  (sav) emir ve tavsiyelerine ne eleştiri ne de alternatif getrilebili… Sadece ve sadece “İşittik ve itaat ettik!”dedikten sonra ötesi sukuttur…

Evet, öğretim ve eğitim bir birlerine zıt tanımları olan kavramlardır. Yıllarca biz bir birine zıt kazanımları olan eğitim ve öğretimi tek müfredat ve aynı kazanımlarla toplumun çocuklarına ve gençlerine zorunlu olarak vermeye çalışıyoruz.

Okumak İçin Zamanın Var mı?  Kıl Korsanları Kul Avında (!)

Öğretim, kendi jargonunda “İstendik” olarak vasıflandırılır. İstemeyene öğretemeyeceğiniz gibi istemeyene zorla öğretmek de uluslararası hukuka aykırıdır. Çünkü birey zorlanamaz… Sınırlı birkaç maddenin dışında olanlar için… Zaten “Zorunlu eğitim ve öğretim” o maddelerin içinde de yok ki…

Öğretim, kişilerin akademik seviye ve yeteneklerine göre kişilerin talep ettikleri alanlarda onların talep etikleri bilgi ve becerileri kazandırma işidir. Bu kesinlikle kişinin istekli olması halinde kişiye kazandırılır. Dünyanın hiçbir yerinde bu güne kadar devletler vatandaşlarını kullanılan dili okuma ve yazma ve de dört işlem dışında bir bilgi kazandırmaya zorlayıcı yasalar yapmamışlardır.

Eğitim ise ya insanlarının öldükten sonra rahat etmeleri ya da toplumsal huzuru bozmamaları için bireylerin zorlandığı bilgi ve beceri kazandırma işidir. Eğitim de eğitime direne kişiye yaptırım uygulanır. Eğitim verecek kişiler aynı zamanda eğitimli olmak zorunda olan kişilerdir. Öğretim verecek kişilerde ise eğitimli olup olmadıkları aranmaz. Onlardan istenilen sadece iş ahlakı yani kurumun belirlemiş olduğu iş ve işlemlere uygun hareket etmesidir.

Kapitalizmin yumurta ikizi Liberalizm mi?

Bir toplumda zorunlu öğrenme yaşı artarken; kişilerin davranışlarını karışılmaması yaşı azalıyorsa bu ters orantı toplumların sonunu hazırlayabilir ya da toplumlar yabancılaşma ve yozlaşma sürecine girmiş olur.

Kapitalizm ile birlikte öğrenme öncelendi ve yaygınlaştırıldı. Çünkü öğrenme demek aynı zamanda pazarlama demekti. Pazarlama eylemi ile ahlak ise istisnalar dışında ters orantılıdır. Bir mal ya da hizmet pazarlandıkça; o hizmetten yararlanan kişilerin ahlakları da sorgulanmamaya başlar. Hatta ahlaksızlığa karşı toplum duyarsızlaştığı için “Ahlaklı olmalıyız!” diye teklif getirilenler kişilerin hürriyetlerine engel olduğu için  “Gerici, Çağdışı ya da Yobaz” olarak damgalanır.

Öğretim için yapılan en ufak çalışma ve etkinlikler ödüllendirilirken; inancı çağrıştıran en ufak çalışmalar ve cümleler cezalandırılarak tedbir alınır ki toplumda yaygınlaşmasın… Çağlar üstü olduğu kabul edilen inancın eylem ve söylemleri ne yazık ki bir asır öncesinin gerekçeleri ile “Çağdışı” olarak insanlar yaşadıkları zaman ve mekânın dışına çıkarmak isterler…

Okumak İçin Zamanın Var mı?  Adalet mi (!)

Küresel veri merkezleri yanılıyor olabilir mi?

Bugün küresel veri merkezlerinin verileri göstermiştir ki toplumdaki bireylerin öğrenme düzeyleri arttıkça toplumsal ve kişisel suç oranları hem nitel hem de nicel olarak artmaktadır! Eğitim düzeyi düşük kişi belki de ihtiyaçtan bir ekmek çaldığında yüz kızartıcı bi suç ile damgalanırken uzun süreli bir hapis cezası ile de cezalandırılmaktadır.

Öte yanda ise aldığı öğretim bilgilerini kullanarak milyon ton buğdayı parasını kendi zimmetine  geçirebilmektedir. Hem de mahkemeye iş görüşmesine giden bir iş adamı gibi asla eziklik ve suçluluk duymadan.

Öğretimin öncelikli olmasını ve toplumdaki yaşanan ahlaksızlıkların tetiklenmesinin ardında çocuklarına sürekli “Öğrenmeyi ve Sınav başarısını” telkin eden ana ve babalarda diğer herkes kadar hatta daha fazla suçludur. Doğru şıkkı işaretlemek için kopya çekmek erdem olarak kodlanmaktadır.

Çok geç kalmadan artık ümmetin gençlerine öncelikli olarak kodlamak gerekenin öğretim mi yoksa eğitim mi olduğuna karar vermeliyiz! Bir toplum kurumlarıyla ve bireyleri ile bu toplumun nesline kazandırması gereken öncelikli olan oturma ve konuşma ahlakıdır. Oturma ve konuşması sorunlu olan toplumun çocuk ve gençleri sürekli önce büyüklerine sonra ailesine ve en sonda inancına karşı isyan içinde olur!

Çocuğun ne öğrenip ne öğrenmediğini takip ettiğimiz kadar onların nasıl oturduğunu ve nasıl konuştuğunu takip etseydik şimdi mutlu bireyler; mutlu aileler ve mutlu bir toplum ile sevinecektik…

Niye sana başkaları karışsın ki…

Kapitalizm ile kimseye ihtiyacım yok dedikten sonra Liberalizm’in “Sana kimse karışamaz!” telkininden sonra ne acı ki aile kurumlarımız birer birer sinyal veriyor… Kapitalizm tüketim için isteklendirirken; Liberalizm’de bu isteklerine mantıklı gerekçelerle  “Niye sana başkaları karışsın ki!” telkini yapıyor…

İnancımızın hakikati olan “Ehline emret!” artık “Ayrımcılık” yapamazsın kodlaması ve yaptırımı ile insanlar ve toplumlar inançlarına yabancılaştırılmaya çalışılıyor… İnançların yozlaştırılmasında kullanılan en etkili silah artık “Cinsiyet Ayrımcılığı” etkili menzili 40 bin kilometre fakat bu silahın etkisi “Avrupalı ve Amerikalı” aileler üzeride neredeyse sıfır… Müslüman ya da yeraltı zenginliği iştah kabartan ülkelerde ise etkisi tavan yapmış durumda…

Okumak İçin Zamanın Var mı?  Telefona Saklanmış Namuslar (!)

Bu silahın hedefi özellikle Müslümanların aile bağını ve gücünü koparmaktır… Müslümanlara örtük mesaj inancının gereği de olsa bu toplumsal ayrıştırmayı yaparsan seni cezalandırırız… Oysa tüm ilahi dinler toplumları ayrıştırıcı bir dil kullanır… “Cinsiyet Ayrımcılığı” sanıldığı gibi masum ve meşru olmayan cinsel tercihleri olan bireyleri korumak için kullanılan bir savunma silahı değildir. Cinsiyet Ayrımcılığı kadın ile erkek arasındaki sosyal ve ekonomik farklılıkları ortadan kaldırmak için erkeklere karşı kullanılan bir saldırı silahı da değildir…

Cinsiyet Ayrımcılığı istemiyoruz!

Cinsiyet Ayrımcılığı, yüksek sesle “Tanrı ve O’nun elçileri bize karışamaz!” mesajı veren bir intihar saldırısıdır… Bu tüm dinleri hedef almaktadır…

Yıllardır en çok kullanılan “Demokrasi isteriz!” sloganı neden “Cinsiyet Ayrımcılığı istemiyoruz!” sloganına dönüştü… Dünyayı ifsat edenler inanıyor ki artık toplumların ve bireylerin zihninde “Demokrasi!” kavramı masum ve meşruluğunu kaybetti… Ve demokrasi hem erkek hem kadın için olduğundan ortaya çıkan çatışma enerjisi dünyayı ifsat etmek isteyenler için yetmedi…

“Tanrı ve O’nun elçileri bize karışamaz!” cümlesinin daha etkin ve yaygın olması için dünya üzerinde “Hakk” ile “Batıl” çatışmasından sonra ki en büyük çatışmanın başlatılmasına ve bu çatışma sürecinde devlet rejimlerinin yeniden dizaynına hazırlanıyorlar… Bunu bugün görememek ileri derece miyopluk değil en ileri derecede hipermetropluk bir durumdur.

Kısacası bedeli ne olursa olsun “Ehline emret!”  emri üzere ayırman gerekenleri ayırarak ve Allah ve Rasulünün sınırlarını ihlal etmeden insanlar değil “Ancak Müminler kardeştir!” emri üzere bir hayat yaşayanlara selam olsun…

Ercan Harmancı

Muhreç Öğretmen

ercanharmanci@hotmail.com

2,267 total views, 25 views today

69 Paylaşımlar
Beğen  
Yazar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir