Menu

Mebistan Krallığı

Yaklaşık Okunma Süresi 4 Dakika

Selamı kelama bağlayıp “Mebistan neresi?” diye sormuş olmayalım soralım …Mebistan Krallığı

Mebistan ismi “Bir varmış bir yokmuş ülkelerden bir ülkede krallardan bir kral …” diye anlatılanlara ne kadar da benziyor değil mi? Dünya burası elbette birileri ahirete kadar kendilerini “Buranın Kralı” olarak ilan edecek. Dünya’daki bu krallık ne kadar sürer? Ben diyeyim birkaç yıl siz deyin birkaç ay belki hafta kim bilir belki birkaç saniye sürer…Mebistan Krallığı ne kadar yaşar ki? Her nefs ölümü tadacakken

Mebistan neresi merak etmeye başladınız mı? Bir saniye…Hemen her merak giderilmiş; tatmin edilmiş olsaydı insanlar ne düşünüp duracaktı? Size biraz ip ucu … Mebistan denilince ilk akla gelen koltuk…Koltuk dediysem siz değnek anlamayın! Mebistan’da en çok kullanılan deyimler “Koltuk” içeren deyimlerdir.

  • Koltuk altı: Kayırmak.
  • Koltuk çıkmak: Destek olmak, paraca desteklemek.
  • Koltuk değneğiyle: Başkalarının yardımıyla.
  • Koltuk kapmak: Özellikle politik alanda yüksek katlara erişmek.
  • Koltuk kavgası: Mevki rekabeti ve savaşı.
  • Koltuk vermek: Yüzüne karşı övmek.
  • Koltukları kabarmak: Kendine ya da bir yakınına yapılan övgüden kıvanç duymak.
  • Koltuğa gelmek: Övülmekten hoşlanmak.
  • Koltukta olmak: Başkasının konuğu olup kendi para harcamamak.
  • Koltuğuna girmek: Yakınlık göstermek.
  • Koltuğuna sığınmak: Bir kimsece korunmak, birinden yardım görmek.

Birde Mebistan ülkesinin alt yapısını kullanarak internetten giremeyeceğiniz bu link var http://www.koltuk.deyimleri.com/  bu link neden güvenli değil kalkıp bunu Mebistan yetkililerine soracak değiliz…

Mebistan, kendini kral zanneden her koltuk sahibinin dünya üzerinde yaşadığı her yerdir. Bu nedenle Mebistan ’ın sınırlarını beynelmileldir. Kısacası, beynelmilel olunca  Mebistan ’da ne ulusal hukukun ne de uluslararası hukukun hükmü vardır.

Mebistan ‘da işler nasıl yürür bunu herkes bilmez…Hatta Mebistan diye bir yerin olduğundan haberdar olanlarda bir elin parmakları kadardır. Mebistan’ı hiç mi bilen yoktur? Olur mu öyle şey…

Okumak İçin Zamanın Var mı?  Evet... Adalet istemiyorum

Mebistan’ı tanımak için sakallı olmak yetmez mutlaka ve mutlaka “Aksakallı” olmak gerekir. Mebistan’ı en iyi tanıyanlar aksakallılardır. Şimdi kimse aklına gelen o ilk soruyu “Kimdir aksakallılar?” diye sormasın…Her sorunun cevabı bu kadar  kolay olsaydı dünyada bu kadar çok soru olur muydu?

Bir Aksakallının Anlattıkları ve Mebistan…

“Bak evlat” diye başladıysa kelam o zaman “ama , fakat , oysa niçün” kelimelerini araya sokmadan dinleyene  itaat düşer…

Mebistan ‘da her koltuk sahibi sanır ki yaptıklarından kimsenin haberi yoktur. İşte bu sanrı sebebiyle yaparlar da yaparlar…Mebistan ‘da yalan koltuklara imanın beş şartından biri olarak kabul edilir. Yalan söyleyemeyen ya da yalana inanmayan her kim olursa olsun bu ülkenin sınırlarından içeriye giremez.

Koltukların hacmi söylenen yalanın kalitesi ile doğru orantılıdır. Kısacası ne kadar yalan o kadar koltuk…İşin içine yalan girince ikiz kardeşi korku da ondan hiç ayrılmaz…Kimseden korkmayız mesajı verseler de kendi gölgelerinden korkmadıkları da nadirattandır.

Bir yerde yalan ve korku hakimse artık aranmayacak tek şey hak ve hukuktur.Mebistan’da koltukların ömrü yenilen hatta yutulan hakların çokluğuna bağlıdır.

Mebistan’da kimse kimseye güvenmez! Doğruyu hatta hakikati dile getirecek kimseler hemen “Sapkın ve Sapık” damgalaması ile kamuoyu önünde idam edilir…Mebistan mensupları ateist olmasa da sürekli inandıkları tanrılarına kurban vermek onların ritüellerindendir.

Kurbanlar her zaman şu şekilde yapılır…

Kendi hataları hatta ihanetlerini örtmen için sürekli gözleri bir kurban arar…Bu kurban bazen nefes alıp veren bir canlı olur; bazen de kendisi malum yere gitmiş ama isimleri  kalmış insanlar adına diyerek kurbanlarını en iyi ve en temiz olduklarını düşündüklerinden seçerler. Kötüleri ve hatta  ahlaksız sapıkları tanrılarına kurban verirlerse gökten bir ateşin koltuklarını yakıp kavuracağını düşünürler…

Okumak İçin Zamanın Var mı?  Toplumu Kutuplaştırmayın Yalanı

Bu korku ile Mebistan’da her koltuk sahibi sürekli kendilerini koruması için yakalarında muskalar taşır. Muskasız koltuğa oturmazlar hatta bazı özel durumlarda muskalarını çıkarmaları gerekirse en güvenli yer olan koltuklarının arkasına saklarlar.

Mebistan ‘da herkesin tek işi vardır koltukta oturmak. Sürekli oturmadan dolayı Mebistan mensuplarına …

Mebistan ‘ın en büyük korkusu “Manşet Korkusudur” bu korku sebebiyle intihar eden Mebistan mensuplarının intihar oranı “Pef Araştırma” şirketinde en sıra dışı ölümler istatistiği olarak kayıtlıdır.

Şiy-Tan Sözleşmesi

Mebistan ‘ın diğer ülke ve krallıklarla ilişkisi normal devletlerin ilişkisi gibi  rasyonel yasa ve sözleşmelere bağlı değildir. Şiy-Tan Sözleşmesi her koltuğun arkasında  vardır.

Şiy-Tan Sözleşmesine uygun hareket etmemek Mebistan’dan deport edilmenin en önemli deport gerekçesidir. Şiy-Tan Sözleşmesi hiçbir ulusal ve uluslararası hukuka hesap vermeyen bir sözleşmedir.

Mebistan ‘da istediğiniz gibi dolaşmazsınız. Zaten gaz maskesi takmadan ülkenin sınırlarından içeriye girmek mümkün değildir. Mebistan demografik olarak 35 yaşından daha küçükseniz bu yaşa kadar beklemek zorundasınızdır. Mebistan ‘da yaşayabilmek oranın vatandaşı olabilmek için ömrün yarısı olan 35 yaşını doldurmanız gerekmektedir.

Mebistan’da Gaz Maskesiz Dolaşma

Mebistan ‘da uluslararası bilim çevrelerinin bile açıklayamadığı bir koku sizi ilk karşılayan olacaktır. Kokunun sebebi hiçbir şekilde açıklanamadığı için Mebistanlılar kokuyu ortadan kaldırmak yerine kokuya karşı savunma olarak gaz maskeleri kullanıyorlar…

Mebistanlılar için ay önemlidir hatta birileri korkularını sürekli “Aydoğdu!” diye  bağırarak değil fısıldayarak haber verirler! Neden Mebistanlılar ayın doğmasından bu kadar çok korkarlar o da koltuklarını kaybetme korkusundanmış.

Korkumuzdan Değil Cesaretimizden Ayaktayız

Elbette onların korkuları bir gün son bulacak lakin ay doğamayıp batınca mı yoksa güneş batıdan doğunca mı bilinmez…

Anlaşılan ay doğmaya yaklaştı ki kimse kalmamış …Bizde parmaklarımızla klavyenin tuşuna boşu boşuna işkence etmeden son sözü söyleyelim …

Okumak İçin Zamanın Var mı?  Ters Algı ve Yalan Haberin Gücü

Koltuklarında oturup ellerini bu ümmete sallayanlara karşı biz korkumuzdan değil cesaretimizden ayakta durarak ve Allah Rasulü Muhammed’in (sav) emaneti olan “Güneşi sağ elime ayı da sol elime verseniz vallahi ben davamdan vazgeçmem.” diyecek minder sahiplerine selam olsun …

Eğitimci – Sosyolog

Ercan Harmancı

yazar@ercanharmanci.com

Total Number of Words: 1138

Total Reading Time: 5 minutes 42 seconds

Beğen  
Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir