Zanni Yuvesvisu(!)

Zanni Yuvesvisu(!)

Selamı kelama bağlarken “Partilerini din yapsalardı bu onların sorunuydu ama dinimizi partileştirmek bu hepimizin vebali değil mi” diye sormuş olalım… Bu yazıya bir başlık olsa olsa “Zanni Yuvesvisu(!)” olur

Dinde zorlama yoktur!

İsteyen istediği dini yaşayabilir vebali onlaradır hesabını da onlar verecek! Rahmani ifade ile “Dinde zorlama yoktur!” der ve geçeriz… Mutlaka bizim yaşadıklarımızı zamanın birinde bir yerde birileri de yaşadı yoksa bunu ilk yaşayan biz olmayacağımız gibi kıyamete kadar da yaşayanlar hep olacak… Bizim yaşadıklarımız devede kulak deryada damla olur mu bilmem…

Birileri gemi öyle azıya almışlar ki bir Müslüman “Allah ve Rasulu ya da salih müminler böyle tavsiye ediyor hatta bize böyle emrediliyor” diye halimizi düzeltmemiz gerektiğini söyleyince yüksek sesle şeytanın sağdan yaklaşması gibi “Partiye zarar veriyorsun!” deyip Antik Yunan’da Sokrates’e davranıldığı gibi davranıyorlar… Neymiş düzen bozuyormuşuz, neymiş aşırı gidiyormuşuz…

Kim nasıl algılar bilmem?

Kim nasıl algılar bilmem? Olsun ben söyleyeceğim söylememek de vebal… Kasa, masa hatta nisa hesabı yapanlar artık partilerini dinleştirdiler bu onların sorunu dedik ama bıçağın kemiğe dayandığı nokta örtük mesajla bile değil açık açık “Din önemli olabilir ama öncelikli olan parti ve partinin maslahatı” diyecek kadar koltukperest olmuşlara yazacağım değer mi bilmem? Okuduklarında belli olacak…

Kim ki “Allah’ın Rasulü Muhammed (s.a.v) her şeye karışmaz!” der diyen yalan söylemez iftira atar hem de katmerli müfteridir… Deyin ki “Böyle hoşumuza gidiyor, bundan zevk alıyoruz, rahatımız kaçsın istemiyoruz” bu itiraftan sonra kardeş bilir ve dua ederiz kendimize ve size ama… Hiçbir ilme sahip olmadan ve kat’i bir delil olmadan zanni olarak “Bana göre, ben böyle düşünüyorum!” derseniz… İşte o zaman makamınız ne olursa olsun masum olmayan ağzınızla ve incir çekirdeğini doldurmayacak beyninizle, Allah, Allah’ın Rasulü ve Allah Rasulünün sahabesi ve onları takip eden cennet yolcuları derse ki “Her bidat dalalettir ve her dalalette ateştedir!” deriz!

Vizyon öyle bir hastalık ki siz asla hasta olduğunuzu kabul etmezsiniz hatta kendinizi kırkıncı kuşaktan Lokman Hekim’e göbekten bağlıymışsınız gibi konuşursunuz… Göbeğinizi kaşır “Hasta olanların tedavisi bende” dersiniz…

Partiye zarar veriyorsunuz!

Âlim tanımayan, ilim bilmeyen ve tedris görmeyen zerzevatlar artık “Partiye zarar veriyorsunuz!” diyerek şarlatanlık yapmasınlar… Parti zarar görse ne olur? Ne olurmuş? Kâfirler canımıza malımıza dokunurmuş… İlki Rabbim öyle yazmışsa senin partin de pırtında onu değiştiremez… Yazılan başa gelir…

Biz bu parti ile ümmet için elimizden ne geliyorsa onu yapacağız diyorsanız önce mutlaka bir parti tüzüğünden önce bir parti fıkhınız olması gerekir… Adam, parti tüzüğünü eleştirme hakkının olmadığını söylüyor  “Ben kimim ki” diyor ama Allah Rasulünün, sahabelerin ve âlimlerin emirlerini eleştirme hakkını kendisinde görüyor hatta edepsizce akıl vermeye racon kesip ayar vermeye kalkıyor!

Bir parti gider, bir lider gider Allahu âlem belki daha iyisi gelir ama din senden giderse işte o zaman seni ve beni kim kurtaracak… Ömer’in (ra) karşısında konuşan kocakarı gibi sormalıyız… Partiler dini vizyonlarına malzeme ederek değil partilerini dinlerine hadim ederek kazanabilirler… Tabii Muhammed (s.a.v) indirilen son dine…

Kısacası etrafımız her geçen gün ümmet düşmanlarının tuzakları ile çevriliyor evet bu önemli tedbirler de alınmalıdır! Maslahatlar önemli ama öncelikli olan dini kafanıza göre değil Muhammed (s.a.v)’in şeriatına göre yaşamazsak… İnsanların geliri yıllık 1 milyon dolar olsa ne olacak tüm askerlerin elindeki silahlar ultra-sonik lazer donanımlı olsa ne olacak…

Bakın… İster politikacı olsun, ister bürokrat ya da medya mensubu artık Allah ve Rasulünün ve de sahabelerin emaneti olan bu dinin fıkhının hükümlerini dillerine dolayıp sırça köşklerinden zanni yuvesvisuleri ile “Bana göre “ deyip çekip durmasınlar… Bunu söylemek ne bir parti liderinin, ne milletvekilinin ne de bilmem hangi hesapla bakan olmuş kişilerin haddine değil…

Lekum dînukum ve liye dîn

Kelamı selama bağlarken “Muhammed’in (s.a.v) dini üzere;  Allah’ın ayetleri, Rasulün Sünneti, Sahabelerin tavsiyeleri, âlimlerin içtihatları karşısında susan “İşittik ve itaat ettik” diyen toplumların liderlerine, vekillerine, bürokratlarına ve her kimse hepsine selam olsun!” diyelim…

Ötesi mi  Lekum dînukum ve liye dîn”

Eğitimci – Sosyolog

Ercan Harmancı 

ercanharmanci@hotmail.com

Beğen  3
Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yapılan Yorum (1)